Gecenin üç'ünde beni uykudan uyandıran.. Gözyaşlarıyla, paketimde ki son sigaramı içmeme sebep olan, o rüya gerçek olamaz değil mi(?) Adamım, bir yabancıya 'kadınım' dememişsindir değil mi..(?)
Binbir düşünceyle sabahı bekliyorum(!) Ya bu bir rüya değilse.. Ya gerçekten el kadını almışsa sende ki yerimi..!! Bu düşüncelerle kendime saldırganlığım başlıyor yine.. yine kendime kalamıyorum.. yetemiyorum işte kendime...
Gecenin karanlığı yetmezmiş gibi yağmur eklendi birde. Sen, sıcak uykunda,, hatta belki de onun koynunda... Bu düşüncelerde yüreğime kurşun gibi dokunmakta... Rüyamdan kalan ne varsa aklımda, gözlerimden dökülüyor damla damla. Üstelik birde aylardan (14) Şubat, gözyaşlarımı ayrılık hediyesi olarak gönderme zamanı sana aslında!!!
Yüreğimi kaybettiğim bu şehrin (İstanbul), en sevdiğim sahillerinde boğdum senli hayallerimi.. Ve, Ankara'nın en sert rüzgarları çaldı benden gülücüklerimi... Hatırlıyorum da! Seni orada öylece bırakırken, gözyaşlarımı tutmak için dudaklarımı kanatıncaya kadar ısırmıştım, yüreğimi sana emanet edip, kendimi terk etmiştim...
Deniyorum ama uyuyamıyorum, çünkü kaç bölümde sona erecek bu rüyalar bilmiyorum!.. Sensizliğin acısı hala yüreğimdeyken, kaç gece daha düşlerimi çalacak benden!!! Yaşadıklarımın kahrolası kabusları yakamı ne zaman bırakacak(?)
Bir sabah uyandığımda, nasıl ve ne zaman sorularımın bitmiş olmasını diliyorum...
Senli anılarla dolu odamın, kapı arkasına oturup, sırtımı soğuk duvara yaslıyorum... Binlerce fotoğrafımızla dolu cd'lerden sadece birini açıp, en mutlu fotoğrafımızı ekranda bırakıyorum.
Ve yine o şarkı.. Ve yine bizim şarkımız fonda... Keşke olsan da, sen söylesen burda!.
Ben, Nezih diyorum.. Sen, "Ele İnat"...
Kendime sarılıyorum, tıpkı fotoğraftaki senin sarılman gibi bana. Suskunluğumu hıçkırıklarım bozuyor tam da bu sırada...
Sağ elimi, sol göğsüme koyup neden bu kadar hızlı ritim değiştirdiğini anlamaya çalışıyorum.! Ve sanırım ben ö(z)lüyorum...
18/02/2011
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder